+90 532 507 96 32 Menu
Türkçe English
Prof. Dr. Kürşat YELKEN

SES TERAPİSİ

Ses terapisi fonksiyonel ve organik birçok ses bozuklukluğunun tedavisinde kullanılan etkili yöntemlerinden birisidir. Ses terapisi  iki konudan oluşur: (1) Ses hijyeni, ses tellerini nemli tutarak ve tahriş edici maddelerden uzak tutarak ses tellerine nasıl bakılacağı ile ilgilidir. (2) Ses üretim çalışmaları, ses tellerine hasar vermeden en iyi sesi üretebilme çalışmalarını içerir. Ek olarak bazı terapi programları danışmanlığı da içerebilir (3) Stres danışmanlığı, gerekli görülürse buna eklenebilir.

Ses Hijyeni
Ses hijyeni ile hastalara konuşmalarından bağımsız olarak ses teli dokularına nasıl bakacakları öğretilmektedir. Çoğunlukla bu ses tellerini nasıl nemli ve tahriş edici maddelerden nasıl koruyacaklarının öğretisini içermektedir. Ses üretim çalışmaları ile hastalara ses sistemlerini kullanarak mümkün olan en iyi sesi nasıl üreteceklerini ve zarardan yada hastalıktan nasıl geri dönecekleri yada nasıl korunacaklarını öğretmeyi içermektedir.

Ses üretim çalışması
İyi ses üretimi için muhtemelen birçok farklı yol vardır. Uzun yıllardır ses eğitmenleri, ses koçları ve son zamanlarda ses terapistleri ve bilim insanları, en iyi ses üretim yolu hakkında tartışmaktadırlar ve müzakere devam etmektedir. Son zamanlarda birçok dil konuşma terapisti farklı hastalıklarda kullanılabilecek ses üretimi  için birleşmiş terapi programları geliştirmişlerdir. Bazı programlar bilimsel araştırmalarla test edilmiştir.

ŞARKICILAR İÇİN SES TERAPİSİ

 Klasik (Opera)

Şarkı söylemenin operayı ilgilendiren kısmı solunum, fonasyon ve rezonans koordinasyonu ile maksimum vokal çıktı gerektirir. Operanın baş kadın (premiere) şarkıcıları kelimenin tam anlamıyla ses kullanıcılarının “olimpik atlet”leridirler. Geçmişte operatik ideale ulaşmak için ulusal ve yöresel teknikler kullanılmaktaydı. Günümüzde giderek artan bir şekilde ses fizyolojisi ve akustiğine dayalı teknikler kullanılmaktadır.

Solunum operatik sesin gücüdür (power). Şarkıcılar nefes yeterliliklerini ve soluk alma/verme kaslarının, koordinasyon gücünü arttırırlar.

Operatik fonasyonun yeterli ve yüksek frekansta üretilebilmesi için hızlı ve tam bir glotal kapanma gereklidir. Larenks boyun, boğaz, dil ve çeneye en az gerginliği vermek için düşük ve rahat pozisyonda tutulur. Şarkıcılar vokal yolun büyüklüğünü maksimuma çıkarmak için esneme başlangıcındaki gibi çeneyi indirir, yumuşak damağı yükseltir ve larenksi yavaşça aşağıya indirirler.

Operatik ses 2400-3200 Hz. arasındaki yüksek tona bağlı olarak farklı tınılarda çınlar. Bu “şarkıcı ring” (şarkıcı formantı) parlak bir ses ve bir elektronik amplifikasyon sistemi olmadan senfoni orkestrasının sesinden ayrılarak duyulmasını sağlar. Operatik sesteki vibrato genellikle her zaman gözlenir ve dikkate değer her adımda ortaya çıkar. Normal vibrato yaklaşık olarak 4.5-6.5 saniyede bir titrer (oscillates). Yavaş hız sıklıkla kulağa heavy ve wobbly, yüksek hız sıklıkla gergin ve titrek gelir.

Popüler (rock, Broadway, etnik vs.)

Popüler müzik tarzı şarkı söyleme çok büyük bir ses ve stil ranjı içerir. Tını, stil ve yorumda bireyselliğe değer verilir. Klasik müzik şarkıcıları için çok büyük bir ses hasarı olabilecek şiddetteki sorunlar, bir pop starı ünlü yapan nitelikler olabilir. Örneğin Janis Joplin’in hoarseness’i veya Michael Bolton’un nefesli sesi.

Pop şarkıcıları –özellikle kadınlar- belting (çok sert vurma) tekniğine itimat ederler. Belt ses genellikle nefes basıncıyla destekleyerek larenksin kaldırılması, yüksek perde düzeyinde pürüzsüz ve güçlü bir şekilde sonlandırılmasıdır. Vibrato sıklıkla  uzun süre sürdürülen perdelerin sonlandırılmasında kullanılır. Belting nefes almaya ve boyun ve boğazdaki kassal rahatlamaya dikkat edilerek sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Bu, nodül ve kronik hoarseness gibi vokal problemlere neden olabilir.

Klasik müzikteki karşıtlarına oranla az sayıda pop sanatçısı titiz bir şekilde vokal eğitim almaktadır. Formal bir eğitimin bireyselliği yok edeceği düşüncesi bunun nedeni olabilir. Elton John gibi bir dizi ses bozukluğu sonrasında ses terapisi ve eğitimiyle kariyerini kurtarmış şarkıcılar, bu düşüncenin asılsız olabileceğini kanıtlamaktadır.

Vokal problemleri olan popüler şarkıcılar klasik müzik şarkıcılarına uygulanan nefes kontrolüne ve duruşlarına, vokal mekanizmayı gerginlikten uzak tutmaya ve uygun rezonanslı sesleri sürdürmeye dikkat etmek gibi eğitimlerden fayda sağlarlar.

TİYATRO SES EĞİTİMİ

Ses ve konuşma eğitimi, tiyatro eğitiminin temel öğesidir. Oyuncular seslerini bir çok farklı şekilde ki bazen tehlikeli olduğunda kendilerini incitmeden kullanmasını bilmek zorundadırlar. Aynı zamanda sesleri ile kendilerini ifade edebilmeli ve düşüncelerini duygu ve hislerini iletebilmelidirler. Pek çok insan için bu beceri eğitim gerektirmektedir.

Bu niye tiyatroda olmayan insanlarla ilgilidir? Çünkü tiyatro sınıflarında öğretilen materyal  ve teknikler aslında sesini kullanan herkese uygulanabilirdir. Ses rehabilitasyonunda uzmanlaşan bazı konuşma patalogları terapilerinde tiyatro eğitimi tekniklerini kullanmaktadırlar. Diğerleri hasar iyileşince daha yoğun ses çalışmaları için hastaları tiyatro ses eğitmenlerine yönlendirmektedirler. İki alan (tiyatro ve konuşma patalojisi ses eğitimi) birçok öğeyi paylaşmaktdır ve birbirlerine sunabilecekleri çok şey vardır. Çoğu tiyatro ses ve konuşma eğitiminin asıl hedefi sesi “açmak”, özgürleştirmek ve kendimizi sessel olarak özgürce ifade etmemize engel olan sınırlılıkları azaltmaktır. Pek çok tiyatro ses eğitmeni kusursuz seslerle doğduğumuza ancak hayat boyu süren alışkanlıkların esnekliğini ve gücünü azaltarak sesimizi sınırladığına inanmaktadır. Bu sınırlayıcı alışkanlıkların fiziksel, duygusal yada psikolojik çeşitli kaynakları olabilmektedir.

Tiyatro ses eğitiminin farklı tipleri kendilerini bu kitapçıkta tartışılan ses terapisi yöntemleri kategorilerine katmamaktadırlar. Tiyatro eğitimi yöntemleri genellkikle bu yöntemleri sistematik hale getiren kişinin adıyla anılmaktadırlar. Ayrıca spesisfik ses eğitimi yöntemleriyle ilgili çok az sayıda araştırma olduğunuda belirtmek gerekir. Bu yüzden bu bölüm tiyatro ses ve konuşma eğitiminde yaygın olan konulara göre düzenlenmiştir. Konular orijinal olarak, Kate DeVore ve Katherine Verdolini’nin “profesyonel konuşma eğitimi ve dil ve konuşma patalojisindeki uygulamaları” başlıklı makalesinde belirtilmiştir (1998).

Deneysel Eğitim

Deneysel eğitim pratik yada kuramsal olmayan, tiyatro ses ve konuşma eğitiminde temel öğedir. O kadar ki, aslında, teknikler hakkındaki yazılı çalışmalar göreli olarak azdır. Tecrübeli (advanced) öğretmenlerle birlikte çalışılarak ve uzman öğretmenlerin çalıştaylarına katılarak öğrenme yaygın bir ileri eğitim yoludur. Bu yüzden öğretmenler kendileri yaparak öğrenirler ve bu öğrenme stilini öğrencilerine geçirirler. Pek çok ileri tiyatro eğitimi programında 3 yıl kadar ses  ve konuşma çalışması vardır, böylelikle öğrenciler çoğunlukla kendi sesleri ve onu nasıl kullanacakları hakkındaki gerçekleri, ne yapılacağının söylenmesindense kendilerinin bulmasına rehberlik edilerek keşfedebilirler. Bu keşifler genellikle fiziksel, duyusal bilgiye dikkat etmeyi içermektedir. Fiziksel duyarlılık farkındalığını arttırmak oyuncuların “şu an”a odaklanmayı öğrenmeleri için iyi bir araçtır ve ayrıca bir motor beceriyi öğrenmeyi yorumlamada analitik düşüncenin korunmasının yararlarını içerir.

Usta Öğretmenler Geleneği

Tiyatro geleneğinde bilgi paylaşımının yaygın yöntemlerinden ikincisidir. Tiyatro ses eğitiminin bazı öncüleri, çoğu alanda ilk ve en etkileyici kitapları yazdıklarından usta öğretmen olarak kabul edilirler. Pek çok tiyatro ses öğretmeni bu usta öğretmenlerle yada onların yönteminden anmış başka öğretmenlerle çalışmaktadırlar.

Arthur Lessac kariyerine şarkıcı olarak başladı. Sesle ilgili ilk kitabı “insan sesinin kullanımı ve eğitimi”dir (1967). Lessac’ın ses eğitimi sistemi Amerikanın ilklerindendir. İngiliz tiyatro eğitimi Amerikan eğitim proğramalrından önce ses ve konuşma öğretmenlerini kullanmışlardır ve birleşik devletlerdeki çoğu ses ve konuşma eğitimi ingiltereden gelmektedir. Lessac’ın çalışması potansiyel hissizlik (numbing) alışkanlıklarının farkındalığını arttırmaya, sonrada bunları daimi alışkanlıklara ve “aktih” gevşemelere dönüştürmeye odaklanmaktadır. Lessac üç “hareket” (action) dikkat çekmektedir: yapısal, tonal ve ünsüz. Yapısal hareket, ses yolunu uzatma ve kolay, serbest sesi desteklemek için gerginliği ağız ve yüzden alma ile ilişkilidir. Tonal hareket, çabasız ve ses hasar ihtimali olmadan ses üreterek damak ve kafa tası kemiklerindeki titreşimin fiziksel duyumlarına odaklanmaktadır. Ünsüz hareketi, her bir ünsüz ses için titreşim özellikleri ile birlikte bir müzik aleti belirler (assing) konuşmacı konuşma seslerini böyle bi ışık içerisinde keşfeder ve sonra bu keşfin meyvelerini iletişim davranışlarına taşır. Bu üç hareketi farklı şekillerde bir araya getirerek konuşmacı geniş bir vokal çeşitlilik, yaratıcılık ve esnekliğe sahip olur. Lessac sistemi ile ilgili birkaç araştırma vardır ve kaynakları bu bölümün altında belirtilmeiştir (Verdolini-Marston ve ark.,1995; Verdolini ve ark.; Al., 1998)

Kristin Linklater, İngiliz bir uzman öğretmenin öğrencisi, 1960’larda onun öğretme yöntemini birleşik devletlere getirmiştir. Linklater eğitimin özü “doğal sesi özgürleştirmek” adlı ilk kitabında toplanmıştır. Linklater hepimizin fiziksel ve psikolojik sınırlılıkların ardında “gizlenmiş” kusursuz seslere sahip olduğumuza inanmaktadır. Bu nedenle çalışmasında bir sesin altta yatan cevherini istenmeyen gerilimleri serbest bırakarak ortaya çıkarmaya yardım etmeyi amaçlamıştır. Soluğa güçlü bir bağlantı fostermak Linklater’ın çalışmasının alameti farikasıdır (tardemark). Çünkü, soluğun (yaşamsal) konuşma dürtüsüyle bağlantılı odluna inanmaktadır.  Linklater yöntemi öğrencilerin ses yolu ve çevresindeki alanlardan (çene, omuzlar, boyun ve aslında tüm vücut) gerilimi almalrına ve insan vücudunun bir ifade ve iletişim aracı olarak farklı rezonans odalarını keşfetmelerine yardım eder. Çalışmasında diğer bir esas odak konuşulmakta olan metnin anlamına bağlantıdır. Linklater kendi yöntemini öğrenmeleri için öğretmenleri diğer öğretmenlere yönlendirir; bu öğretmenler de Linklater tarafından onaylanmış spesifik bir eğitim programından geçerler.

Edith Skinner, Avustralyalı sesbilimci William Tilly’nin öğrencisi, 20. yüzyılın ilk yıllarında Birleşik Devletlerde öğretmenliğe başlamıştır. Çalışması ağırlıklı olarak Uluslar arası Fonetik Alfebe ve fonetik çözümleme üzerinedir. “iyi Amerikan konuşması”nı öğretir. Çalışmasının “thrust” telaffuz ve sesletim (ses yerine) olduğundan çoğu öğretmen rezonans ve sesin eğitilebileceği ve konuşma üzerinde çalışılarak serbest bırakılabileceğini bulmuşlardır. Eğitim programı çok nettir, çok fazla egzersiz ve tekrar gerektirmektedir. “İyi Amerikan konuşması” eğitimli kişlerin becerileri çok geniş olduğundan, sonuçtaki ses bazen arzu edilir olmayabilir ve çoğunlukla klasik tiyatrodan uzaklaşmıştır. Lessac sistemi ve Linklater yönteminden farklı olarak, konuşma patalogları ses bozuklukları terapisinde Skinner çalışmasını pek kullanmamaktadırlar. Ciddi bir ses ve konuşma öğrencisi için yine de Skinner’in yöntemiyle muhteşem “kulak eğitimi” potansiyeli ve beceri gelişimi vardır.

Bu konuyla ilgili birden çok kitap yazan birçok uzman ses öğretmeni bulunmaktadır. Patsy Rodenburg, Cicely Berry, Clifford Turner ve Evangaline Machlin bu kategoridedir.

Beden-Ses Bağlantısı

Pek çok ses öğrencisi fiziksel dayanaklı eğitimi faydalı bulmuştur. Teldenkrais ve Alexander teknikleri beden ve ses (açma ve sesi özgür bırakma) arasındaki içsel bağlantıyı kurar. Bu nedenle eğitimdeki fiziksel duyarlılık duygusu sadece ses ve vücut arasındaki bağlantıya bağlı değildir.

Üçüncü konu beden ve ses arasındaki bu bağlantıyı ortaya çıkarmaktır. Çok sayıda tiyatro ses eğiticisi ses ve hareket entegrasyonuna güçlü bir şekilde inanır (ses ve konuşma üretimi fiziksel bir rol ve beden bir enstürman iken). Bir alanı açmanın diğer alanı geliştirdiği vurgusundan hareketle bazı öğretmenler sesi ve hareketi sınıfta birlikte eğitmektedir.

Anlam ve İfade Bağlantısı

Dördüncü konu ses, konuşma, dil ve ifade bağlantısına dikkat etmektedir. Üst düzey eğitim anlamlı metinler üzerinde çalışır ve konuşulmakta olan şeyin anlamına bağlantı esastır. Ses ve konuşma açık bir şekilde ilişkilidir ve bazı öğretmenler ikisini ayırmak yerine birlikte çalışırlar. Böylelikle sesletim sesteki duygusal ifade ile bağlantılı olmaktadır. Aynı şekilde dil ve tüm söylenilenleri anlamak iletişim ve tiyatro ses eğitimi için hayatidir. Ses eğitimi güzel bir ton üretmekten daha anlamlı bir şeyin parçasıdır.

Sözel İletişimin Kritik Önemi

Tartışmanın en son noktası, tiyatro ses eğitiminde sözcüklerin önemi ile ilişkilidir. Çoğu tiyatro ses eğiticisi konuşulan dilde kendimizi ifade etmenin insan deneyiminin çok önemli bir parçası olduğuna inanmaktadır. Belki ses ve konuşmanın muazzam önemi, tiyatro eğitimi alanındaki yaratıcılığı ortaya çıkarmasındadır.

Herkes ses eğitiminden fayda görebilir. Çoğu üniversite tiyatro bölümünde ses eğitmenleri bozuk olmayan konuşma seslerine de eğitim vermek için de çalışmaktadır. Yerel tiyatrolar ve tiyatro organizasyonları ses ve konuşma eğitimi ile ilgili bilgi sağlamaktadır. Voice and Speech Training Association’dan (VASTA) (www.vasta.org) daha ayrıntılı bilgi elde edilebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İstediğim Ses Tonuna Sahip Olabilir miyim?

Ses estetiği ile sesin daha ince veya kalın tona kavuşturulması mümkündür. Sesteki kuvvetsizlik ve çatallaşma da giderilebilir. Fakat sesi başka birinin sesine benzetmek bugün için mümkün değildir. Ses estetiği ile yalnızca ses tellerine müdahale edilir. Oysaki ses oluşumu için gırtlak, soluk borusu, yutak, dişler, dil gibi birçok organın ortak iş görmesi gereklidir. Bu sayılan organ ve dokularda değişiklik yapılamayacağı için sesi başka birinin sesine benzetmek mümkün olmaz.

Ses Estetiği Ameliyatı Zor Bir Ameliyat mı?

Ses estetiği ameliyatlarında kullanılan yöntemler genel olarak az risk taşıyan, iyileşme süreci rahat işlemlerdir. Seste radikal değişimler meydana getiren işlemler daha ağır olmakla birlikte bunlar çok tercih edilmez.

Site içeriği bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Bilgiler hekim tedavisi ya da konsültasyonu yerini alamaz. Aklınıza takılanlar mı var?

Doktora Danışın

İLETİŞİME GEÇİN